etkin haber

225

GÜNEŞ ERZURUMLUOĞLU

İsviçre'de kadınlar 14 Haziran'da greve gidiyor

İsviçre'de yaşayan kadınlar ve LGBTİQ+'lar, 14 Haziran'da greve gidecek. 8 Mart Dünya Kadın Grevi'nin ruhuyla örgütlenen kadınlar, eşitsizliğe, adaletsizliğe, baskı ve yok saymaya karşı işyerlerinden mutfaklara, yaşamın her alanında üretimi durdurarak sokaklara çıkacak.

- Salı - 11 Haziran 2019 - 11:58
Son yıllarda kadın hareketleri her ülkede kendi rengiyle gelişiyor. Arjantin'deki Aborto Legal, Brezilya ve İtalya'daki "Ni una Menos / Ni una diMeno", ABD'deki "Kadın Yürüyüşleri" veya Polonya'daki Siyah Protesto sadece birkaç örnektir. İsviçre'de de kadın hareketleri 22 Eylül 2018 Bern kantonunda Federal Parlamentonun önünde 20.000 kişilik bir eylemle cins ayrımcılığına karşı meydanları doldurdu. Bern eyleminin sonucu olarak İsviçre'de tam 28 yıl sonra yeniden kadınlar grev yapma kararı aldı. Kadınlar*, 14 Haziran'da İsviçre'nin tüm kantonlarında greve çıkmaya hazırlanıyor.
 
''Hepimiz cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, klişelere ve şiddete bir şekilde veya başka bir şekilde, işte, evde ve sokakta maruz kalıyoruz. Ancak, ten rengine, sınıfına, cinsel yönelimine veya kimliğine dayanan özel ayrımcılığın bir araya gelebileceğini biliyoruz, böylece bazılarımız çoklu ayrımcılığa maruz kalıyor. Bütün farklılıklarımızla, özellikle ırkçı amaçlar için mücadelelerimizin araçsallaştırılmasına karşıyız. Herkes için eşit haklar garanti eden bir toplumda özgürce yaşama hakkını talep ediyoruz.'' (Kadın Grevi Komitesi Manifestosu)
 
NEDEN 14 HAZİRAN?
 
İsviçre'de kadın hakları için mücadele uzun bir tarihe uzanıyor. Ulusal düzeyde kadınlara oy verme hakkı 1971'de İsviçre'de (son Avrupa ülkesi!) tanındı; 2002'de de kürtaj yasallaştı.
 
Cinsiyet eşitliği kadın ve erkek eşitliği ile ilgili anayasal bir düzenleme 14 Haziran 1981'de kabul edildi. Bununla birlikte 1990'da kadınlar, 1981'de tanıtılan cinsiyet eşitliği makalesinin kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesinin aksine ataerkil sistemin giderek baskıcılaştığı sonucuna vardılar. Bununla ilgili bir şey yapmak için ülke çapında grev başlattılar.
 
Yasanın kabulünden 10 yıl sonra, 14 Haziran 1991 yılında eşitsizliğe karşı 500.000 kadın harekete geçti. Grevleri sadece iş yerlerinde değil, baskı ve ayrımcılığın olduğu her alanda gerçekleştirdiler. Yemek yapmadılar, süpürgelerini dışarı attılar iş bıraktılar; kısacası bir gün yaşamı durdurdular. 1991 yılında geçekleşen bu grev ülke genelinde ciddi bir değişim oluşturdu. O zamandan beri, Eşit Fırsatlar Yasası, doğum izni, ayrılma ve aile kredisi, AHV'de kürtaj için son tarih çözümü ve aile içi şiddete karşı önlemler gibi bazı somut kazanımlara imza atıldı. Yasanın kabulünden 37 yıl sonra cinsiyet eşitsizliği sorunu o günkü kadar acil olmaya devam etti. Ücret ayrımcılığının sürekliliği, emeğin cinsiyet bölümü ve kadınların ev içi emeğinin yok sayılması, tecavüzün ve şiddetin giderek artması kadınların bedenlerinde kendi kaderlerini tayin hakkının ciddi şekilde sınırlanması bir bugün haya “normal” olarak görülüyor.
 
KADINLARIN TALEPLERİ NELER?
 
10 Mart 2019'da Biel şehrinde 500 kadının katılımıyla, ilk kadın grevinden 28 yıl sonra 17 maddelik deklarasyon okunarak, grev resmi olarak ilan edildi. Okunan deklarasyondan sonra talepleri içeren bir manifesto hazırlandı. 
 
Bu manifestoda yer alan talepler şöyle: 
 
-Eşit değerde işler için eşit ücret, sosyal güvenceyi, özellikle ihtiyaçlarını ve yaşamın gerçekliğini dikkate alan bir emeklilik planı, 
 
-Ev işlerinin tüm sosyal güvenlik programlarında tanınması, çalışma saatlerinin azaltılması, tatillerden yararlanmak, özellikle de eşitlikçi ve zorunlu ebeveyn izninin getirilmesi, 
 
-Eğitim ve hemşirelik çalışmalarının bir bütün olarak toplumun sorumluluğunda olmasını,
 
-Çcuğu olan kadınların kariyerlerini devam ettirebilmesi için çocuk bakımının toplumsallaştırılması ve genişletilmesi, 
 
-Cinsellik ve cinsel kimlik konularında seçim özgürlüğü. Yasaların ve kurumların evlilik, evlat edinme veya miras konusunda heteroseksüel çiftlerle aynı hak ve yükümlülüklerin verilmesi, saygılı tedavi ile damgalanma ve yaralanma olmadan, sağlık hizmetlerine yeterli erişim, 
 
-Bedenleri üzerindeki, saygı ve seçim özgürlüğü, üremede özgür seçim, ücretsiz kürtaj hakkı, ücretsiz kontraseptifler ve hijyen ürünleri seçiminin yanı sıra, cinsiyet değişimi ile ilgili tedavilere ücretsiz erişim hakkı, 
 
-Kadınların, göçmenlerin ve işçileri, çoklu ayrımcılığa karşı koruyan yasaların çıkarılması,
 
-Medeni durumları, ten renkleri, uyrukları, cinsel yönelimleri, cinsiyet kimliği veya dini inançları ne olursa olsun sığınma başvurusunda bulundukları ülkede korunma hakkını talebi, 
 
-Toplumsal eşitlik, ekolojik denge ve gıda özgürlüğünün olduğu, toplumun kapitalist kâra göre değil de, halkın ortak çıkarlarına hizmet eden bir toplum istiyoruz.”
 
Kadınlar, ırkçılık, cinsiyetçilik, homofobi ve transfobi olmadan bir dayanışma toplumunda yaşamak istiyor. Çünkü bu kategoriler, bölmek ve hakları kısıtlamak için var. İster İsviçre'de, ister başka bir ülkede doğmuş olsalar da, ten rengi, saçın yapısı, soyadı, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi temelinde ayrımcılığa uğruyorlar. Kadınları doğrudan etkileyen, okulda, iş yerinde, sokakta, toplumun tüm alanlarında yapısal ırkçılığı kınıyorlar. Özel baskı biçimlerine karşı somut tedbirlerin alınmasını ve İsviçre'deki ırkçılık, cinsiyetçilik ve homofobinin etkileri hakkında gerçek verilerin toplanmasını talep ediyorlar. Farklılıkların tanınmasını ve eşitliği herkes için garanti altına alınmasını talep ediyorlar.
 
Şimdi kadınlar bu talepler doğrultusunda İsviçre'nin dört bir yanında kendi renkleriyle grevi organize ediyorlar. Tüm bölgelerde çeşitli eylemler yapılacak. Sendikaların yanı sıra çeşitli ülkenin dört bir yanından kadın kolektifleri de grev için harekete geçiyor. Çeşitli kolektifler kendi perspektifleriyle grev hakkında açıklamalar yaptı. Kadın hareketinin çeşitli bölükleri ve emekçi solun devrimci özneleri de greve kendi renkleriyle katılmaya hazırlanıyorlar. Bir çok büyük şirkette kadın grevini meşru görüp 14 haziran Cuma gününü boş bırakıyor.
 
Çeşitli uluslardan kadınlar dayanışmayı yükseltiyorlar. Kadınlar farklı ama yaşadıkları aynı. Hala birçok ülkede kürtaj yasağı mevcut. Uygulanan şiddet, tecavüz ve sayısız suçlar hala cezasız kalıyor, suç sayılmıyor. Ülkelerini terk etmek zorunda kalan mülteci kadınlar insanlık dışı koşullarda yaşamak ve çalışmak zorunda kalıyorlar. Kadınlar, ulus ve mezhep farkı gözetilmeden, cins eşitsizliğine karşı 8 Mart Dünya Kadın Grevi'nin ruhuyla İsviçre'de de 14 Haziran'da grevde olacak.
 
-Manifestoda heteroseksist ‘kadın' tanımının dışında kalan LGBTİQ+'ları temsil etmek için ‘Kadın*' (yıldız) kullanılmaktadır.